Ontolojik Süreçler / Gülseli İNAL

– – –

KUUN YARADILIŞ BOYUTLARI

Peyami Gürel resim dili varoluşun ilk boyutlarından imler, kainatların sonsuzdan gelişi, yüce yargının ilk şekillenişi ve oluş katmanlarındaki yaradılışa değin betimler demektir. Aynı zamanda sonsuzun betimi olan bu tuvaller sanatçının özgün form parmaklığında izleyiciye aktarmak istediği felsefesiyle de ilgilidir.Maddenin oluş tarihine ,kainatların yapılanmasına değin sanatçının bu dokunuşları, estetik kurgusu ve fantazilerini zamana yüklemesi anlamını taşır.

Muazzam ve engin semavi silsileler ilk başlangıçta( ki eğer bir başlangıç varsa-eğer sonsuzluğu kabullenirsek bir başlangıcın olmadığını düşünmemiz gerekmektedir)nasıl ve neydiler! Aslında bir varolma düzlemi bir yer değildir ancak bir varolma halidir.İlk başlangıçlarda sadece varolma hali bulunur, onun yasalarını” Bizler ancak tasarlayabiliriz” diyor sanatçı.

O zaman şu soru sorulabilir.Bir hayalin kanunları nelerdir!Bir hayalde zamanımsı ve mekanımsı bir yön bulunabilir mi, ya da insan zihni yaradılış boyutundan bazı imleri doğuştan kendisinde bir bilgi olarak taşımakta mıdır. Evet insan yaradılış ve varoluşla ilgili tüm bilgileri kendisinde taşıyarak dünyaya gelir. Kendi kapasitelerine göre bu bilgileri kullanır ya da kullanmaz.Bu kapasite onun tüm hayat etkinliği içinde kendi kullanışına göre yer alır.Bazen derin bir anımsayış,zihinde tuhaf bir tat bu bilgilerle değin izdüşümsel duyumlara yol açar.

Öte yandan sanat yapıtına çıkan yollardan biri de yaratıcı zihin algısının çok çeşitli izdüşümsel uzaylarda fiziki dünya elemanlarını eleyerek yol almasıdır.İnsan bilincinde birbiri üstüne geçmiş evrenlerin varlığından söz edebiliriz.Bunlar tabaka tabaka birbirlerini örtmekte ve eğer bir ipucu bulunursa yüzeye doğru yükselmektedirler.Bu duyum kuantumları sayesinde yaratıcı eylem gerçekleşmekte ve dış dünyada gördüğümüz sanat yapıtını oluşturan ifadelere dönüşmektedir.Bu katmanlar bireysel ve toplumsal bilinçaltı, tarihsel izlekler evrenin anlama arzusunun bilincimize beklenmedik bir anda ve biçimde yansıması ve aynı zamanda yaradılışın katmanlarıdır da.Nedensellikler dünyasının belirsizlikleri içinde ilerleyen insan zihni yaratıcı akt’la birlikte öteki alemlerin kapılarını aralar.Bu bir yol alış, bir bağlanma aynı zamanda da bilincin evrene katılımıdır.

II

Yaradılışın başlangıçlarında ne madde ne madde ötesi vardı.Hiçbir betime uymayan Gerçek Şekillendiricinin devinimleri, belirsizliği, başkalaşımı ve artımı yoğun halde yüzen yaradılışın özüydü.İşte bu öz Peyami Gürel’in tuvallerinde hareket noktasını oluşturur.İlk yaradılış devinimini hayal edebilen sanatçı bütün gerçek dışılıkları tuvalinde az çok betimleyebileceğini müjdelemektedir bize.

Zihninde kurguladı dolayısıyla yarattığı kendi hülyalarını başına buyruk biçimlerle, belki biçimsizliklerle ileri sürer sanat yapıtında.Sanatçının iç deviniminde ve özünde bulunan bölünemez ve tek olan ilahi ve kutsal olan tuvaline belli belirsiz gölgemsi bir edayla düşer.İlk dünyaları düşler,varlığa ilk geçiş aşamalarını.O betimsiz büyük oluşu.Orada oluşmakta olan garip ötesi olumu ve alacağı biçim ötesi biçimleri.Devinen muazzam kütlelerin ,sistemler haline gelişi ise çok sonra gerçekleşecektir .Önce hiçbir tanıma uymayan isimsiz varlık, varoluşun katmanlarını oluşturmakta, yasalarını belirlemekte ve oluşmaktadır sadece.

Oluşun kendini kararladığı yerde başlayan madde düzeyi ise çok sonra gelecektir.Mutlak ve zamanın birlikteliğindeki hareket ve kıvılcımla son bulacak olan oluş sonrası ancak madde sıfatlarını kazanarak kainatları oluşturacak ve varolacaktır.Ancak ilk aşamada bulanık, madde olmayan madde ve o büyük kütlelerin varlığı henüz ne biçimi ne de ismi olmayan yaradılış boyutunun kendisidir.Ve sanatçıyı ilgilendiren budur.Onun asırlarca süregelen oluşumu esrarlı devinimleri işte sanatçının yansıtmak istediği o ilk hal , Kuun:Ne önce,ne sonra,ne aşağı,ne yukarı,ne yakın ,ne uzak,zamansız,ansız,mekansız biriciklik mekanı.

Öte yandan onun tuvallerindeki resimsel ifade geleneksel olanla kendi özgün yorumu içinde bulunan dairevi formun ,dairesel tekliğin renk boyutlarında derin anlam ifadeleridir.Gürel estetiğinin öğelerini kategorize edersek: Hafifleyerek ve gerilimi arttırarak hep aynı motife geri dönme, yenileştirmek ve yeniden yaratmak için gelenekten yola çıkma ve yararlanma. Geçmişe duyulan tutkulu bağlılık ise kendini daha iyi geliştirmek için bir araçtır.Bu dünyayı yeniden ve yoktan varetmek değil , bizden önce gelenlerin tükenmez mirası sayesinde onu başka türlü okumak, anlamlandırmak, başka türlü seslendirmektir.

Gürel estetiğinde motiflerin tekrarı sanatçının içsel düzeneğiyle ilgilidir.Sessizliğin tanrısal olan görünmezle olan ilişkisinin gelip tuval üzerinde görünür hale gelen biçimlerle yeniden kurmanın ve yapılandırmanın sonucudur bu resimler.Tanrısal ile iç ben birleşmiş, iletişim kurulmuş ve açığa çıkmış olan şey tuvalde saptanmıştır.Önemli olan bu formlara tuvalde yaşam vererek bir yüzeyin ansızın başka bir aydınlığa, yalnızca görebilmeyi bilenlere büyük zamanı tanıtmaktır.Büyük zaman ayrıcalığını tanıtmak ve bunu ileri sürebilmektir.Dünyanın tehlikeli gidişinden, kirlenmesinden etkilenmeyen o büyülü zamandan pay almaktır ayrıca.

Tam anlamıyla gerçeküstü bir zaman varolmayan renklerle boyanmış tuval yüzeyi bu dünyaların garipliğinden haber veren biri, aynı zamanda iç dünyaların deviniminden bir imdir bu.Resmin kendi efsanesine ulaşması, özün dışlaşarak kendi söylemini kurması yolunda verilen bir uğraştır buradaki.Birden bire beliren saflığın, iç devinimin tabloların dokusuna sinmesi, yeniden kazandığı yeni formlarla saydam dokunulmazlığını oluşturmasıdır.İç evrende olup bitenin dış evrenle aynılaşması ve büyük devinimin ve döngünün saatine ulaşmaktır bu.Orada evrenden resimlere döngüsel olanın durmadan dönen şeylerin izdüşümleri yansımakta ve gece denli söz verici yeni nesneler yeni zamanı göstermektedir.

Mirasla gelen bir bilginin klasik formu soydan soya kuşaktan kuşağa akarak yepyeni bir alanda taze bir görsellikle buluşmuş ve formların mitolojisini anlatmaktadır.Bu masalsı soyutlamaya Gürel öyle hemen ulaşmamıştır.Öncelikle sorularla başlayan bir serüvendir bu ardından resmin yüce ve yüksek amacına, evrenin çözümlenmemiş, hiçbir zaman bütünüyle okunamamış büyük gizlerine yanıt vermek üzere bir araçtır resim sanatçı için.Alemlerin hala kapalı duran gizemli büyük kitabına ulaşmak içindir bu soylu çaba.Sanatçının resim yaparken kaynağa doğru hareket etmesi bundandır.Zamanın ve tarihin ters akışına doğru uzanır, oradan da bir traplenle çok uzağa sıçrar.Bu tarih öncesi ve sonrası belirsiz zamana, başlangıçlardaki zamana, oradan da ilk harekete ulaşmak içindir belki.Belki o bir emanetçidir ve tüm zamandan sorumludur. Dairenin merkezindeki noktaya, evrenlerin büyük uyumuna, iç benin derinliklerindeki almaşıkla yüzleşmeye taşıyan bu yüce eylem büyük armoniye ulaşmak istemekten başka nedir ki.!

III

Peyami gürel sanat ifadesi soyuttur.Resimlerde sık sık yinelenen dairemsi form varoluşun ve kainatların döngüsel yapısını ve arzı temsil eden dünyevi küreyi simgeler. Ebedi varoluşun sonsuzca süren dönüşü.Öte yandan soyut sanat içsel dünyaların ve oluşmakta olan varlığın şekilsizliği, şekil ötesinin formlarıyla yol alır.Bu formlar her birey ve algılayana göre değişmekte ve yeniden algı boyutunda biçim almaktadırlar.Görünmeyen alemlerin formları ve elemanlarıdırlar ve dış dünyadan bağımsızdırlar.Mikro kozmos ile makro kozmos’un aynılığını açıklarlar bize.Aynılığın keşfi, bir duyu bulgusu ya da biçimi, iç yolculuktaki yeni frekanslar ,titreşimlerin dışlaşması ve estetik dilde aykırı bir kalıntıdır soyut ifade.Her ne kadar formsuz gibi gözükse de soyut ifadenin temel formları bulunmaktadır ve bunlar artık evrenselleşmişlerdir.Soyut sanat bir öz sorunudur ve resimde stilize olan dışlandıktan sonra büyük öz devreye girer.

Soyut ifade madde dünyasındaki kalıpların çözülmesi ve çağrışım uyandıran bir forma dönüşmesi, temanın ortadan kalkmasıyla birbiriyle bağlantısı olmayan resimsel nesnelerin bir oyunu olarak da tarif edilebilir.Soyut resim fenomeni bağımsız bir formun iç dünyadan sürüp gelmesi ve tuval üzerinde açığa çıkmasıdır.Bununla birlikte soyut resimdeki form nesnesinin kendini maskeleyen bir tür konudan başka bir şey olmadığı çok açıktır.Soyut resmin konusu görünmeyen dünya dışı dinamiklerin sürnaturel, dış alemler ve iç alemlerin dinamiklerini barındıran makro kozmos ve mikro kozmos aynılığı yasaları oluşturur.

Ruhsal ve tinsel süreçlerin, algı boyutlarının titreşim ve fizik ötesi frekansların ve hallerin kısaca içimizdeki ve dışımızdaki sonsuzun betimlenmesidir.Öte yandan soyut resim ne kadar spontane formsuz gibi gözükse de sanatçının kullandığı fırça uçlarından dökülmüş ve dağılmış düşünce ve hayaller olarak Güzel’in tuvalde yoğunlaşıp ifadelenmesidir.Ve hacimlerini kendi içlerinde taşıyan resmin bütünlüğünü kurarlar.Soyuttaki bağımsız form iç dünyanın yüksek matematiğine dayanır.Bu nedenle soyut resim sezilebilir bir dünyayı betimler.Algı boyutundaki nesneler cansız görülen dünyanın canlı elemanları olurlar ve resmin konusunu oluştururlar.Bu yeni tasarılar yeni fantaziler olarak vardırlar ve betimdeki mekanlar olanaksız şeyler vadisinin düzeni içinde seyrederler.Algı boyutlarının açılımları, ruhsal dünyanın titreşimleri, trans halindeyken beliren nesneler dış uzay ve üst uzay betimleri gerçekte katlana katlana gelen varlığın modalitesidir.

VI

Peyami Gürel resim dilinde varolan bir yaratıcıdır.Resim diline geleneğimizdeki  sanatsal ifadeleri taşıma yürekliliğiyle hareket eden ve orada yeni bir senteze ulaşmak için nesnelerin karmasından sıyrılıp ultra biçime varmaya çalışan bir sanatçıdır.Bu açıdan doğaya değil de Exemplum’a göre çalışan ortaçağ sanatçılarını andırır.Ortaçağda sanatçılar önce gelenekle ondan sonra gerçekle ilişki kurarlardı.Peyami Gürel’de geleneksel sanatımızın mirasçısı olarak bu sanatın tikel yanları yerine tipik yanları ya da plastik değerleri üzerinde durmaktadır.Sanatçının tuvallerinde ışık bile açık seçik plastik hacimlerin analiz ve sentezine hizmet eder.Geleneksel sanata hayat vermeye çalışırken öte yandan onu aşmaya çalışır.

Peyami Gürel estetiğinin en temel yönlerinden biri hat ebru tezhip formlarından yola çıkarak yeni bir dile ulaşmasıdır.Geleneksel formlardan çağdaş formlara varan bu estetik dille Gürel: Tarihsel estetik imgenin yenileşmesi, değişmesi ve yeni bir form alışına doğru hareket ederken kendi göstergelerini de bize tanıtmaktadır.Bu göstergeler biçimsel olduğu kadar tematik ,tematik olduğu kadar da felsefi ve düşünseldir de.Sanat ifadesi sanatçıya göre sadece form düzeyinde kalan bir olgu değildir.Bu alaşımı sağlayan duygu ve akıl birliğidir en başta.Ve bu birliğin bir dili olmalıdır ki bir söz ya da kelamdır önemli olan.

Çünkü sonuç olarak resim sanatı da bir dildir. Geleneğimizin zengin mirası sanatçının zengin duyu verileriyle buluşunca ortaya çıkan görsel estetik boyutta bir keşfin yaşandığına tanıklık yaparız.Ebru’nun spontane normlarını akılcı bir biçimde resim diline taşımak ve resim teknikleriyle kaynaştırmak, öte yandan Ebru’nun yapısında bulunan doğal oluşumu resim dili ile pekiştirmek.Estetik bir sentezde varılan bu noktada sadece biçimsel bir varış değil ancak ‘Anlam’ çok önem taşımaktadır.Peyami Gürel’in burada yaptığı geleneksel dilden çağdaş dile anlam kurgusu bize yeni bir buluşmanın ve estetikte yeni bir dilin muştusunu vermektedir.

Sanatçıda anlam boyutu sembollerle ilerler .Ebru ,hat ,tezhip eksenli çıkış noktaları ile kendi geometrisini kurar.Hat’ın grafiksel ölçülü sistematiği, tezhip’deki ölçü ve mantık, Ebru’daki spontane oluş ve gizli matematik tasarlanan estetik dilin merkezlerle bütünleşmesini sağlamaktadır.Burada önemli olan bu geleneksel formlara katılan sanatçının yaratıcı zihin yorumu ve özgün bakışıdır.O açıkça yeni bir dilin ardındadır.Yeni dil arayışı ise zihninin ve yönelişlerinin yeni formlarını keşfetmek anlamını taşır.Kendi taze bakış açısına ve yaklaşımına ulaşmak ve resim sanatı teknikleriyle harmanlayarak mekana değin yeni bir söylem başlatmak.

Sanatçıda açığa çıkması gereken algı ve duygu boyutları onun estetiğinin çekirdeğini oluşturmaktadır.Bu kendini bırakış halinde evrenle bir uyum ve bu uyum sonucu kendinde gizli olarak bulunan potansiyellerin ve yönelişlerin açığa çıkmasıdır aynı zamanda.Gayp aleminin gizli elemanları tuvalde şekillenmekte ve belirmektedir böylece.Bu belki iç dünyasında büyüyen bir sevgi duyumu potansiyeli olduğu kadar güneş sisteminde var olan dairemsi gök cisimleri ve üst-uzayda yaşayan göksel canlı formlara bir çağrışım yapmaktır.

Form dili

Sanatçı Peyami Gürel için duyular üstü görünmez alemin elemanları tanımamız gereken ve bu dünyaya tamamlayan elemanlardır. Subjektif bir sınırlama getirdiği tuvallerinde sık sık tanıklık yaptığımız dairemsi form sanatçının iç boyutu ile yüzleşme, ilksel dünyalara bir gönderme, varoluşun ilk halleri, yaradılış boyutundan sadece bir kesittir ve bir iç uyum elde etme ve öz benliğimizi dönüştürebilmekle de ilgilidir.O klasik bir çağdaş olarak eserlerinde her birimizi doğuştan donanımlı olarak geldiğimiz kainat bilgilerini benliğimizi aşarak ulaşmamız gerektiğine inanan bir mistiktir.