Peyami Gürel Resimleri ile

Peyami Gürel Resimleri ile Galeri Artist’te Dünya Gazetesi

 

Resimlerinizde ki soyut dile ve soyutlamaya nasıl ulaştınız?

Plan yapmadan

Cevabınızda, kurgusallığa ve kavramsallaştırmaya karşı olduğunuz gibi bir izlenim edindim.

Soyutlamanın, çok doğal bir fonksiyon olduğunu düşünüyorum.

Belki, nasıl ulaştığınızı değil, neden böyle sade ve soyut bir dil kullandığınızı sormak gerekecek

Bu daha açımlayıcı olabilir. Belki buna tam bir soyutlama dememeliyiz. Çünkü, nesneler ve izdüşümleri sürekliliklerini korurlar. Zihin bağlantılarını hep bunlar aracılığı ile kurar. Soyutlama, nesnelerin aslına doğru bir kavrayış ve seyirdir. Dahası, varlığı sezmektir. Daha dahası, varlığın kendindeki karşılığı ile yakınlaşmaktır.

Soyutlamanız ile ontolojik bir bağ kurduğunuz anlaşılıyor. Ve bu bağları kademelendirmişsiniz. Bu kademelendirmede “nesnelerin aslı” sanki temel bir hareket noktası diyebilir miyiz.

Bu herkes için geçerli. Farketsin ya da farketmesin. Önemli olan burada kendini dışlamamak.

İnsan genellikle kendisinden yola çıkar, kendisi ve etrafındaki yaşam diye ikiye ayırarak kavramaya çalışır. Oysa, nesnelerin aslı sizin varlığınızla birliktedir. Bu kavrayışlar sizin varlığınızla birlikte gerçekleşir. Siz ve herşey içiçe sayılırsınız.

Bu birlikteliği ve iç içeliği kavramamak, paradoksal tıkanıklıklara bile kapı aralar. Tarih boyunca insan bu sorunsal ile boğuşup durmuştur. Bazen, sadece dışındaki yaşamı kavramaya yönelip nesneleri yüceltme saplantıları yaşamış, bazen de varlığın merkezi olarak kendini görüp nesnelere yabancılaşmıştır.

O zaman, “nesneleri ve varlığı sezmek” diye tarif ettiğiniz bu yaklaşımda, bir çokluk ve tekillik kavrayışı var. Dilinizin sadeliğine bu açıdan yaklaşabilir miyiz.

Mümkün. Matematik öyle değil midir ? Hangi sayıyı söylerseniz söyleyin, o adette “bir” den oluşur. Ancak, her bir sayı yaşamda yerine göre farklı bir anlamı yüklenir. Kelimelerde öyledir. Topu topu birkaç adet ses aralığı, sayamıyacağımız çoklukta kavramı birbirimize iletmemizi sağlamıyor mu ? Nesnelerin, belki sonsuz sayıdaki çokluğu ve zenginliğinin içindeki, birliğin sadeliği

Peki, tuvallerinizde sıklıkla tanık olduğumuz dairemsi form bir paradoksamı atıfta bulunuyor, yoksa bu iç içeliği mi sembolize ediyor?

Bu şekilde ifade etmenin ya da tanımlamanın pek yeterli olmayacağını düşünüyorum. Daha doğrusu, sembolik çıkarsamaları izleyiciye bırakmayı tercih ediyorum. İzleyicinin hayal ve sezgi dünyasına pay bırakmak, bana daha anlamlı geliyor.

Kendinizi mistik olarak görüyor musunuz? Tanımlar mısınız ?

Önemsemedim doğrusu ve hatta hiç de öyle bir kaygım olmadı. Bu düzlemleri pek birbirinden ayırmıyorum. Gerçeklik ve bilinemezlik hep yan yana.

Tuvallerinizde ki estetik kurguda geleneksel sanattan yola çıkıyorsunuz.Bunu çok net olarak görüyoruz. Geleneğe yaslanmanızın anlamı nedir?

Gelenekten ziyade tarihe diyelim. Bütün kültürler ilgi alanım içerisinde. Ancak, içinde yaşadığımız toplumun geçmişi ve dili anlamayı kolaylaştırıyor. Ve elbette, kendi geleneğimizin formları ve sembolleri önemli bir hareket noktası oluşturuyor.

Kariyerinizde çok az kişisel sergi açmayı kabul ettiğinizi görüyoruz.Bunun özel bir nedeni var mı?

İzleyicinin karşısına çıkmak ciddiyet ve sorumluluk gerektiyor. Bu titizlik, daha uzun periyodlarla sergi açmama neden oluyor.

2003 Galeri Artist salomlarında”Kuun” adlı kişisel serginiz gerçekleşti.İki yılda ardarda Tüyap Sanat Fuarına Galeri Artist standında kişisel sergi düzenliyorsunuz.Bu bağlamda

Sanat fuarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında hem izleyicilerle hemde sanatçılarla güzel bir karşılaşma ve tanışma zemini oluşturuyor. Bu açıdan çok keyifli buluyorum. Ayrıca, plastik sanatların, toplumun farklı kesimlerine ulaşmasına aracılık etmesi açısından da anlamlı.

Teşekkür ederim.