Giyim Kültürümüz ve Moda

Giyim Kültürümüz ve Moda

İZLENİM

Geçen ayki “İslam ve Şehir” sayısını ‘kendini aşma ve yeni bir kimlik yakalama yolunda cesur bir çaba’ olarak gösteren İzlenim, çıkışına temmuz- ağustos ayında da devam etmiş.

“Değişim Sürecinde Giyim Kültürümüz ve Moda” konusunun işlendiği bu sayı da özenli bir çalışmanın eseri. Konular arasına serpiştirilmiş gravür ve resimler yazılarla bir ahenk oluşturuyor. Uzun yıllar saklayacağımız, belki de diğer “İzlenim” sayılarından dahi ayrı koruyacağımız bir sayı ‘Moda’ sayısı da.

“Giyim kuşamla kimlik arasında birebir mütekabiliyetin ortadan kalktığı, bir Müslüman’la bir Japon’u, bir Hıristiyan’la bir Afrikalı’yı, bir Yahudi’yle Çinli’yi ayırt edecek kıstasların kaybolduğu çağımızda, dini ölçülerimizin nasıl tatbik edileceği büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Binlerce yıldır devam edegelen ölçülerin şaştığı, dengelerin sarsıldığı bir çağda kendimizi kılık kıyafet bakımından nasıl tanımlayacağız? Tanımlamayı reddettiğimizde bizi tanımlayan modaya teslim mi olacağız?” diye başlıyor derginin ilk sayfaları…

Sonraki sayfalarda ise bu sorulara karşılık olarak pek çok kalemden alınan cevaplara, konuyu çeşitli vecheleriyle işleyen yazılara ve söyleşilere yer veriliyor.

İnsan örtü ve medeniyet (Ali Bulaç), Kıyafetin Müslümancası (Hayrettin Karaman), Şol cennetin “yaprakları” (A. TuranAlkan), Giyinmenin Dili (Alim Kahraman), “Giyim tarzı sanayileşmenin sonucu” (Attila İlhan), jean çarpması (Kemal Sayar), Moda mı, kendi estetiğimiz mi? (Afet Ilgaz), “Giyim kuşam, iktidar ilişkilerini yansıtan bir ayrıcalık sembolü” (Nuray Mert), Sosyolojik açıdan moda (Ümit Meriç Yazan), Osmanlılar’da giyim-kuşam kültürü (Erol Özbilgen), “Şalım olsun, malım olsun” ( İskender Pala), “Müslümanlar’ın kendilerine has modaları olabilir” (Kadir Mısıroğlu) dikkat çeken başlıklardan bazıları.

Giyim ve moda üzerine

İlhan Kutluer’in yönettiği “Giyim kültürümüz üzerine bir tartışma”ya ise Peyami Gürel, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ve Ayşe Böhürler katılmış. Tartışma kaçınılmaz olarak geleneksel-modern kültür ayrımı üzerinde odaklanmış. Çünkü gerek “moda” ile “modern” terimler arasındaki etimolojik akrabalık, gerekse kültürün gelenekle irtibatı, bunu zorunlu kılmış. Peyami Gürel, böyle bir ayrımın mutlakalaştırılmasına karşı çıkarken, Fatma Karabıyık Barborosoğlu, sözkonusu ayrımda ısrar etmenin antropolojik önemi üzerinde durmaya çalışmış. Ayşe Böhürler ise giyim konusunda hem İslami değerlere uygunluğu, hem de modern hayatın gerçekliğini gözetmeyi aynı anda nasıl başarabileceğimiz üzerinde yoğunlaşıyor. Tartışmayı yöneten İlhan Kutluer ise modern olanı sorgulamaktan vazgeçmeme ve geleneksel olanı manevi değer ve tezahürü şeklinde algılama konusunda ısrarlı gözüküyor.