Varoluşumu Anlamlandırma Gayreti

Varoluşumu Anlamlandırma Gayreti

– – – – – – – –

“Temel Meselem, varoluşumu anlamlandırma gayretidir”

Önce şunu söylemek isterim ki ben solcu değildim, bir Marksisttim. Bunu birbirinden ayırdetmek lazım. Çünkü temel meselem, kendi varoluşumu anlamlandırma gayretidir. Şunu hissettiğimi iyi biliyorum: Benim mutluluğum ve anlamım başkaları için bir şeyler yapabildiğim oranda gerçekleşecek.

Dolayısıyla temel ölçüt adalet ve etikti benim için. O halde bir şeyler yapmalıydım ve yaptıklarım doğru olmalıydı, yani bilimsel olmalıydı. Bilim, bir şeyleri doğru yapmanın ve yararlı olmanın temel referansı idi. Çünkü aldığımız eğitim, analitik düşünme ve disiplin esasına dayanıyordu.

Fakat ileriki dönemlerde referans, yani bilim meselesi beni çok fazla düşündürmeye başladı. O ana kadar oluşturduğumuz temellerin sorgulanabilir olması ile bilimsel bakış açısına karşı şüphelerim başladı. Referansımı sorgulamam, değişimin başlangıcını oluşturdu. Üç ay kimseyi görmedim ve sürekli kitap okudum.

Referans arayışları içinde beni en fazla kelime-i tevhid etkilemişti: “Lailahe illallah”. Önce bütün ilahları dışlıyor, sonra da”ille Allah var” diyor. Yani bana esas referansı işaret ediyordu. Bilimsel açıdan öznel bir alana girdiğimi, bundan ötürü çok sıkıntı çektiğimi hatırlıyorum. Ancak samimiydim ve hakikati arıyordum. Bir makinistin trenin makaslarını değiştirmesi gibi temel referansım değişmişti. Çünkü bir tek referans vardı: “Allah”.

Hidayet nasip olduğunda neyi red ettiğimi, neye teslim olduğumu çok iyi biliyordum. O sene hacca gitmek nasip oldu. Biz, Marksizmi aynı zamanda bir etik sorunu olarak algıladığımız için bu anlamda yaşantımda çok fazla bir değişiklik olmadı. O dönemdeki yaşantımı daha sonraki yaşantımın temeli olarak görüyorum.

Karar

O kararı verdiğiniz andan, o sıcaklığı hissettiğiniz andan sonrası çok önemli değil. Ancak Hak Teala’ya yaklaştıkça, kendiniz ve alanınız ile ilgili bilgi ve derinliğiniz artıyor. İslamın, insanın dışa yönelik varlığını gerçekleştirmesi ile içe dönük varlığını geliştirmesi ve bunu mükemmel bir şekilde dengelemesi büyük bir nimet. İnsanı bir nesne, bir şey olarak ele alan bilimsellikten farklı olarak çok değişik ve farklı boyutlar olduğunu kavramak çok önemli. İslam olmak ve insan olmak meselesi. İslam olma şerefi, nihayetinde insan olma mücadelesi.

Şu anki sola çok fazla bir eleştirim yok. Çünkü referans ve düzlemler farklı. Kapitalizm, bayram ediyor, ama çok aceleci davrandığı kanaatindeyim. Marksizm, nicelik açısından alan kaybetmiştir. Fakat düşünsel ve nitelik olarak önemini sürdürdüğünü düşünüyorum. Bütün yıpranmışlığına rağmen ideolojik ve sosyolojik şartlarını gerçekleştirme potansiyeline sahiptir. Modernizm yeterince anlaşılamadığı için Marksizm de yeterince anlaşılamamıştır.

Toplumsal düşler hiç bir zaman bitmez. Herkes gibi ben de bir şeyler yapabilmenin sancılarını çekiyorum. Sancı iç bitmez. Ancak ferdi planda kendilerine bir şeyler yapamayan insanların, toplumsal planda da bir şeyler yapabileceğine inanmıyorum.

Peyami Gürel… İstanbul Erkek Lisesi’nden. Birikim grubu içinde yer alır. Kurtuluş hareketine katılır. Kendi deyimiyle sol hareket içinde daha çok teorik çalışmalarda bulunur. Marksist, iyi bir analist, aynı zamanda ateist. Tek referansı bilim. O ana kadar oluşturduğu bilimsel temellerin sorgulanabilir oluşu, yeni referans arayışlarına neden olur. Bilimsel bakış açısına karşı şüpheleri başlar. Eski ‘yoldaş’ının Müslüman oluşu, bu sorgulamaları iyice arttırır. Hans Von Aiberg ona, referans arayışlarında yardımcı olur. Önceleri hakikat kabul edilen bilimin inkar ettiği metafizik, başka bir bilim, başka bir evren, islam’ın mistik yönü, kozmoloji derken İslam olma şerefi ve insan olma mücadelesi. Ve aynı sene içinde hacca gidiş.